Türkiye’de arabuluculuk, 22.06.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu (HUAK) ile bir “alternatif uyuşmazlık çözümü” yolu olarak uygulanmaya başlamıştır. 6325 sayılı Kanunla yeni bir serbest meslek ihdas edilmiş ve arabuluculuk mesleğini icra edecek kişilere “arabulucu” unvanını kullanma yetkisi tanınmıştır.

Türkiye’ de ilk olarak 12.10.2017 tarihinde İş Kanunu ile,  19.12.2018 tarihinde Türk Ticaret Kanunu ve 28.07.2020 tarihinde ise Tüketici Kanunu ile  arabuluculuğa başvurma dava şartı haline getirilmiştir.

12.10.2017 tarihinde 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 3. maddesi hükmüne göre; Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda, arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak düzenlenmiştir.

19.12.2018 tarihinde 7155 sayılı Kanunun 20. Maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na 5/A maddesi eklenmiş ve bu maddeye göre Türk Ticaret Kanununun 4. Maddesinde sayılan ticari davalar ile diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartı haline gelmiştir.

Ve son olarak da 28.07.2020 tarihinde 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un  (“Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun“), 73/A maddesi uyarınca tüketici mahkemelerinde görülen ve parasal sınır olarak 10.390 TL ve üzerindeki uyuşmazlıklar veya konusu para ile belirlenemeyen uyuşmazlıklar zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi kılınmış ve dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması zorunlu bir dava şartı haline getirilmiştir.

Burada dikkat edilmesi gereken husus İş Kanununda işe iade talebi ve işçi-işveren alacağı ve tazminatlarına ilişkin konularda ve Türk Ticaret Kanununda konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında arabulucuya başvurulması zorunlu hale getirilirken Tüketici Kanunu ile alacak ve tazminat talebine bağlı olmadan görev yönünden bir zorunluluk getirilmiş ve tüketici mahkemelerinde görülen ve parasal sınır olarak 10.390 TL (2021 yılı için 11.330TL olarak güncellenmiştir) ve üzerindeki uyuşmazlıklar veya konusu para ile belirlenemeyen uyuşmazlıklar zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi kılınmıştır.

Arabuluculuk yöntemine başvurmanın dava şartı olarak belirlendiği uyuşmazlıklarda, arabulucuya başvurmadan dava açılması halinde mahkemelerce dava; dava şartı yokluğundan usulden reddedilmektedir.

Dava şartı olarak arabuluculuğa başvurulması durumunda, 7155 sayılı Kanun ile 6325 sayılı Kanun’a eklenmesi kabul edilen 18/A maddesinin 15. bendi doğrultusunda, arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı duracak ve hak düşürücü süreler işlemeyecektir. Bu noktada, ihtiyari arabuluculuk ile dava şartı olan arabuluculuk arasında sürelerin başlaması yönünden bir fark bulunmaktadır. İhtiyari arabuluculuk söz konusu olduğunda, 6325 sayılı Kanun’un 16. maddesi uyarınca arabuluculuk sürecinin başlamasından sona ermesine kadar geçirilen süre, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmaz. 6325 sayılı Kanun’un 16. maddesinde dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması hâlinde, tarafların ilk toplantıya davet edilmeleri ve taraflarla arabulucu arasında sürecin devam ettirilmesi konusunda anlaşmaya varılıp bu durumun bir tutanakla belgelendirildiği tarihten itibaren arabuluculuk sürecinin başlayacağı, dolayısıyla bu sürelerin zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmayacağı belirtilmişken, 7155 sayılı Kanun ile 6325 sayılı Kanun’a eklenmesi kabul edilen 18/A maddesinin 15. bendinde ve İMK 3. maddesinin 17. bendinde belirtildiği üzere arabuluculuk bürosuna başvurulmasından itibaren zamanaşımının duracağı ve hak düşürücü sürenin işlemeyeceği kararlaştırılmıştır. Arabuluculuk sürecinin sona ermesi bakımından ise, ihtiyari arabuluculuk açısından 6325 sayılı Kanun’un 17. maddesinde belirtilen durumlardan birinin (   tarafların anlaşmaya varması ,taraflara danışıldıktan sonra arabuluculuk için daha fazla çaba sarf edilmesinin gereksiz olduğunun arabulucu tarafından tespit edilmesi, taraflardan birinin karşı tarafa veya arabulucuya, arabuluculuk faaliyetinden çekildiğini bildirmesi, tarafların anlaşarak arabuluculuk faaliyetini sona erdirmesi)  varlığı aranmışken, dava şartı olan arabuluculuk durumunda ise son tutanağın düzenlenme tarihi esas alınmıştır.

Arabuluculuk süreci sonucunda, taraflar anlaşmaya varabileceği gibi, anlaşmaya varılamadan da sürecin sonlandırılması mümkündür. Zira dava şartı olarak arabuluculukta dahi zorunlu olan anlaşmaya varmak değil, dava açmadan önce arabuluculuk sürecine başvurmaktır. Taraflar arabuluculuk sürecinde anlaşmaya varamazlarsa, bu durum arabulucu tarafından bir son tutanakla belgelendirilir. Dava şartı olan arabuluculuk faaliyeti sonucunda, işbu son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dava dilekçesine eklenmesi zorunludur. Aksi halde, yukarıda değinildiği üzere bir haftalık kesin süre verilmesi ve bu süre içinde de son tutanak ibraz edilmediği takdirde davanın, dava şartı yokluğundan usulden reddedilmesi gerekmektedir. İhtiyari arabuluculuk süreci sonucunda düzenlenen son tutanağın ise, mahkemeye ibraz edilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır.

Arabuluculuk faaliyeti sonucunda tarafların anlaşmaya varması halinde ise, anlaşılan hususların kapsamı taraflarca belirlenir ve anlaşma belgesi düzenlenmek istenirse bu belge taraflar ve arabulucu tarafından imzalanır. Bu anlaşmaya, yetkili sulh hukuk mahkemesi uyarınca icra edilebilirlik şerhi verilmesi suretiyle ilam niteliğinde belge özelliği kazandırılması mümkündür. Ancak önemle belirtmek gerekir ki, 7036 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile 6325 sayılı Kanun’un 18. maddesine eklenen 4. fıkra uyarınca taraflar ve avukatları ile arabulucunun birlikte imzaladıkları anlaşma belgesi, icra edilebilirlik şerhi aranmaksızın ilam niteliğinde belge niteliğini haiz olacaktır. İlam niteliğinde belge sayılmanın icra hukukundaki sonucu, söz konusu anlaşma belgesine dayanarak ilamlı icraya konu edilebilmesidir.

Arabuluculuk süreci sonucunda tarafların anlaşmaya varmasının en önemli ve arabuluculuk faaliyetine işlerlik kazandıran sonucu ise, 6325 sayılı Kanun’un 18. maddesinin 5. fıkrası uyarınca, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında tarafların dava açamamasıdır.

Adresimiz

Sahrayı Cedit Mah. Mengi Sok. N: 28 Decesan Blok D.6 Kadıköy/İST

Telefonlarımız

0 216 359 70 01 - 02 PBX

Çalışma Saatlerimiz

Hafta İçi - 9:00 - 18:00, Cumartesi - 10:00 - 14:00

Adran Arabuluculuk © 2021 Tüm hakları Saklıdır. Gizlilik Politikası  - Tasarım